top of page

Kararsızlık Nereden?

14 Şub
2 dakikada okunur

Bir soruyla açıyorum bugünkü yazımı.

Tek bir özelliğini değiştirmek istesen bu ne olurdu? (Okumaya devam etmeden düşünmeye davet ediyorum seni.)

Dün yolda yürürken ve bir şeyler dönerken içimde dedim ki “tek bir özelliğimi değiştirme hakkım olsa kararsızlığımı değiştirirdim.” Bunu dedikten sonra yürürken kenara çektim durdum kısa süreliğine:) Bu kendimde çok şikayet ettiğim ve aslında çevremdeki insanların da bazen bıkkınlık yaşadığı bir durum. Ama bu zamana kadar durup “ya ben bu kararsızlığı neden yaşıyorum?” ya da “karar almakta neden zorlanıyorum?” diye üzerine pek düşünmedim. Ben de böyleyim iştedemek bilirsiniz ki en kolay çıkış hali.

Peki düşündüm de neler geldi?

Sanırım benim lanetim bir karar aşamasında tüm seçenekleri fazla analiz etmek, iyisini kötüsünü, artısını eksisini çıkarmak ve o seçenekler arasından en iyisini seçmeye çalışmak.

Burada en iyiyi belirleyen kriterler neler?

Öncelikle bedenimin sinyallerini dinlerim ve bende bir karın ağrısı, sıkışıklık yaratıyorsa tahmin edersiniz ki eksi puandır benim için. Rahatlık, hafiflik ve keyif hissi geliyorsa devam ederim. Yani bana , ben’e nasıl geleceğini gözetirim. Bu konuda da sinyallerime güvenirim. Ne zaman ki dinlemem bu sinyalleri o zaman pişmanlıklar:)

Tabii her zaman “ben” üzerinden yürümüyor. Bazen de nasıl hissettiğinizi bir kenara koyarak aileniz ve sevdiklerinizin nasıl hissedeceğini gözeterek - ilişkiler adına bunun da kıymetli olduğunu düşünüyorum - “o / onlar” üzerinden veriliyor kararlar.

Ve bazen de birinci çoğul şahıstan devam ediyor, "biz”i gözetiyorsunuz.

Konu buraya nasıl geldi bilmiyorum ama yine bir şekilde ilişkilere bağlandı. Ama buradan devam etmeyeceğim. Toparlıyorum. (5dk durma zamanı)

Yemek seçiminde bile şunu çok seviyorum ama yersem beni şişirebilir, bunu seçsem bak onda peynir var ama diğerinde de püre var , e ikisini de seviyorum ama n’apsam? Koşuya gitmek istiyorum , iyi geliyor ama bir yandan da bacağıma iyi gelmeyebilir ama ekibi de seviyorum ama gitmek için şimdi metroya bineceğim onu sevmiyorum. Gibi gibi. Yazarken yordu:)

İhtiyacım olan bir şeyi alacağım zaman o siteye bak, buna bak, yorumları oku, en iyisini al kısmı mesela, n’oluyoruz? Hep böyle miydi? Bu kadar zor muydu? Bence değildi.

Seçeneklerin artması, pazarlama stratejileri, başkalarının yorumları, deneyimleri.. Bakın bunu sadece ürün bazında söylemiyorum. Aslında bir nevi söylüyor da olacağım çünkü ilişkiyi, kadını erkeği de artık bir ürün ya da proje olarak görüp buna göre seçmeye çalışıyoruz. Stratejilerle, manipülasyonlarla, “nasıl olması gerektiğine dair” fikirlerimizle.

Bu konu başka bir konuyu açar ama burada kesiyorum.

Çok fazla analize düşmeden, her bir seçeneğin üstüne kafa patlatmadan, öyle’ce seçimler yapabilmeye niyet ediyorum. Kalbime güveniyorum. Yemek seçiminde de evet kalbime güveniyorum:) İyiyse iyi kötüyse kötü. Varsa var yoksa yok. İnci tanesinin içindeki bok parçaları da kabulüm. (İnci teorisini başka gün paylaşayım sizinle.)

Neyse o işte.

Mükemmellik arayışıyla süreçte boğulmadan, yola devam:)




 
 
 

Yorumlar


bottom of page